Bugün | İletişim | Künye | Arşiv | Sitene Ekle | Anasayfa Yap
Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
Gerçek Haberin Adresi  - Anasayfa
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto

Vücudundaki kurşunlarla arkadaş oldu

Vücudundaki kurşunlarla arkadaş oldu 20 Ekim 2009 21:58
Vücudunda tam sekiz kurşunla yaşayan Hamburglu sanatçı Diyap Gökduman, “Rahatsızlıklarım için doktorlara gittiğimde, röntgenlerimi görenler çok şaşırıyor” dedi.
1984 yılında Erzincan’ın Kemah ilçesinde kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından vurularak tedavi için Hamburg’a getirilen Diyap Gökduman, o tarihten beri vücudunda tam sekiz kurşun taşıyor. Vücuduna sıkılan dokuz kurşundan birinin omuriliğine saplanması sonucunda tekerlekli sandalyeye mahkum olan, fakat yaşama sevincini hiç yitirmeden sanatın çeşitli dallarında icraatlar yapan bedensel engelli sanatçı, yaşadıklarını ve duygularını bizlerle paylaştı.

N. U. Herşeyden önce, geçmiş olsun. Elinizdeki röntgen resimlerinde de gördüğümüz gibi, vücudunuzda sekiz kurşun var. Olay nasıl oldu? Okurlarımızla paylaşır mısınız?
D. G. Sokak ortasında kimliği meçhul bir kişi tarafından kurşun yağmuruna tutuldum. Olayı görenler ve akrabalarım beni Erzincan Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Herşeyi duyuyor fakat kıpırdayamıyor, konuşamıyordum. Hastane beni, “Bu adam zaten ölmüş” diyerek kapıdan çevirdi. Akrabalarım bu kez beni Erzurum Atatürk Araştırma Hastanesi’ne götürdüler. Orada da birşey yapılamayınca beni Ankara Devlet Hastanesi’ne götürdüler. Hastane, “Yerimiz yok” diyerek beni kabul etmedi. Bir otele yerleştirildim ve özel bir doktorun tedavimi üstlendi.

N.U. Hamburg’a gelişiniz nasıl oldu?
D. G. Akrabalarım vasıtasıyla dönemin ileri gelen bakan ve yöneticileri devreye girdiler. Durumumu öğrenen bu dostlar otele gelip beni Ankara Devlet Hastanesi’ne yerleştirmek istediler. Fakat normal vatandaş olarak alınmadığım bir hastaneye torpille girme ihtimali bana çok ağır geldi. Mümkünse Almanya’ya tedavi olmak istediğimi söyledim. Kısa sürede tüm işlemleri tamamlayarak beni Hamburg’a yolladılar.

N. U. Tedavi süreci nasıl geçti? Kurşunlar neden hala vücudunuzda?
D. G. Eppendorf Hastanesi’ne getirildiğimde artık yaralarım kokmaya başlamıştı. Bir dizi ameliyatla vücudumdaki dokuz kurşundan ancak birini çıkarabildiler. Diğerleri bel kemiği etrafına, çıkarılması durumunda hayati tehlike oluşturacak vaziyette yerleşmişler. Zaten omuriliğimden çıkarılan tek kurşun da beni tekerlekli sandalyeye mahkûm etti. Altı ay boyunca yürüyebileceğim ümidimi yitirmedim. Ama birgün bana acı gerçeği söyleyerek, “Bu duruma alışman lazım’ dediler. Artık yürüyemeyeceğimi öğrendiğim gün hayatımın en zor günü oldu.

N. U. Bugün hayata sımsıkı sarılmış, birçok sosyal faaliyetlerde başı çeken ve sanatın çeşitli dallarında icraatları olan birisiniz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?
D. G. Çok zor dönemler atlattım. Hamburg’a geldikten sonra, Türkiye’de kalan iki çocuğumu ve eşimi yanıma getirttim. Yıllarca sağlam bir şekilde beni karşısında gören ailem için de beni öyle görmek, kabullenmek çok zor oldu. Ama insan acılara da alışıyor. Önemli olan yaşama sevincini yitirmemek. Kendi işimi kendim yapmayı, hatta başkaları için birşeyler yapmayı öğrendim. Bu da benim yaşama sevincimi arttırdı. Arabama kendim biniyorum, kendim kullanıyorum. Bana ait ne varsa, imkânlarım ölçüsünde kendim yapıyorum. Bu güzel bir duygu.

N. U. Günleriniz nasıl geçiyor? Çalışıyor musunuz?
D.G. Tedavilerimden sonra açık öğretime yazıldım. “Etnik kökenler ve sürgünde sosyal yaşam” konulu tezimle diplomamı aldım. Ramazan Avcı’nın naziler tarafından öldürüldüğü dönemlerde Hamburg’da göçmenlere danışma hizmeti verme düşüncesi doğdu ve bir danışma merkezi kuruldu. Benim iş için başvurduğum dönemde Irak’taki savaş nedeniyle çok Iraklı sığınmacı vardı ve bunların çoğu Kürtçeden başka dil bilmiyordu. Benim Kürtçem iyi olduğu için işe alındım ve o zamandan beri Hamburg Yabancılar Dairesi’nde sosyal danışman olarak göçmen kökenlilere hizmet veriyorum.

Diyap Gökduman, çocukluğundan beri saz çalıyor. Ama tekerlekli sandalyeye mahkûm olduktan sonra sazına daha bir sıkı sarılmış. Yaşadığı, fakat dile getiremediği acılarını türkülerine, şiirlerine dökmüş. Sanatçının “Pencereme güneş yasağı konmuş”, “Bugün dokunmayın bana” ve “Vefasızyar-Dilin öldürecek” adlı albümleri müzik piyasasına çıkmış. Sanatçının ayrıca şiirlerini topladığı, “Seni yakarım” adlı bir şiir kitabı ve Atmi Aşireti’ni konu alan 3 kitabı yayımlanmış.

Nebahat Uzun-europahaber

Bu haber 3646 defa okundu.
Turkish To
Translante (Tercüme Et)
 
<< Önceki || Sonraki >>
Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu haberi istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!

Paylaş
Google
Facebook
Digg
Delicious
Twitter
Yorum Yap
Paylaş
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 1 / 1 )
Helal olsun
Helal olsun diyap kardesime. Gercek bir azim örnegi...

Gön.: Misafir , 13:53   21 Ekim 2009
Diğer Röportajlar Haberleri :
<<
>>
Okunan:
Hafta / Bu Ay / Yıl
Son Yorumlar
En Çok Gönderilenler
Dünden Kalanlar

Untitled Document
» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » RSS  » Site Haritası
© 2010 Tüm haklari saklidir. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.