Bugün | İletişim | Künye | Arşiv | Sitene Ekle | Anasayfa Yap
Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
Gerçek Haberin Adresi  - Anasayfa
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto
Erdal Altuntaş

E-Posta:
erdal@europahaber.com

Kahrolsun internet ve televizyon

Değerli dostlar,
Sizlere televizyon ve internetten duyduğum rahatsızlığı şikayet edeceğim. Sakın yanlış anlamayın, teknolojiye karşı değilim ama teknolojinin yanlış ve gereksiz kullanılmasına karşıyım.

Önce eskiye gidelim ve televizyona bir bakalım.
Bizim köye ilk elektrik 1980'li yıllarda geldi. Sanırsam ilk televizyonu da 1982 gibi gördüm. Tek bir kanal TRT vardı ve akşamları sadece 3-4 saat yayın yaypıyordu. Siyah-beyaz televizyon kanalını seyredebilmek için neredeyse 3-4 saatlik yayın saatininin çoğunu antenin başında ayar yaparak geçiriyorduk. Tüm çabalara rağmen karıncalı ve cızırtılı bir sesle televizyon seyredebiliyorduk.

Günümüzde ise o kadar çok kanal varki, hangisini seyrdeceğimizi şaşırıyoruz. Kanalları zapting yaparken bile yarım saatimiz geçiyor. Hele hele o dizilerin başına geçtiğimizde ne dostluk kalıyor, ne arkadaşlık, ne evde iş yapma, nede misafir ağırlama. Yani şu reyting alan diziler, bizi hayattan koparıp gidiyor. Üstelik her evde her ferdin (demokratik özgürlük ya) sevdiği bir dizi, spor programı, belgesel veya çocukların çizgi filmi oluyor. Böyle olunca televizyon kumandası genelde evin en büyüğünde olunca diğerleri istediği kanalı seyredemiyor. Buna da çözüm bulan televizyonkolik halkımız, ikinci, üçüncü televizyonları alıyorlar. Her odada bir TV, aile fertleri de odalara dağılıyor ve her fert aynı evde ayrı odada, ayrı kanala bakarak aile bağlarının çökmesine bir tuğla daha koyuyor.

Gelelim internete...
İnternet araba sürmek gibi birşey. Güzel ve ihtiyaca göre sürersen çok faydalı. Ama kötüye kullanırsan ya duvara toslarsın, ya uçurumdan uçarsın. İnternet de böyle birşey. İyiye kullanıldığında çok faydalı ama kötüye kullanıldığında ise çok zararlı oluyor. En önemlisi de, en kıymetli vaktimizin çoğunu gereksiz yere internette geçiriyor olmamız. İnternet sayesinde yuvalar yıkılıyor, ahlaklar bozuluyor, dostluklar bitiyor...

Önce bilgisayar çıktı. Sonra evlere internet gelmeye başladı. O devirlerde eve internet almak lükstü. Derken sınırsız kullanma anlamına gelen "flatt" çıktı ve her eve internet girmeye başladı. Aile TV başında, çocuk odasında internette...
Diziye dalmış anne-baba ile internete dalmış çocuk, aynı evde yaşayan ama birbirinden haberi olmayan farklı insanlar gibi yaşamaya başladılar.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi önce mailler çıktı. Sonra MSN çıktı ve yazılı chat yapmaya başladık. Kamera çıktığında birbirimizi de görebiliyorduk artık. Ama her çıkan yenilik ve teknoloji ailemize ve kendimize ayıracağımız vakitten çalmaya başladı. Çocuklarımıza laf geçiremez olduk.

Bunlar çok vaktimizi almakla birlikte işimize de çok yarıyordu ama bizi "hasta" edecek dercede de bilgisayarın başında esir etmeye başladı. 1 saati yol olmak üzere 8 saatlik iş hayatımıza en az 3-4 saat de TV ve internet eklemiş olduk.

Neyse, bunlarla idare edip duruken, önce "YouTube" çıktı ve peşinden de "Facebook" çıktı. Şu Facebook sayesinde insanlar okul arkadaşlarını, çok eskiden beri izini kaybettiği dostlarını buldu. Güzel oldu ama şimdi tek dünyaları facebook oldu. İnsanlar facebook'a girmediği gün kendinde bir eksiklik hissetmeye başladı. "Ben Facebook'suz yasayamam" diyenlerin sayısı artmaya başladı. İnsanların dünyası facebook üzerinde dönmeye başladı. Etkinlikler duyuruldu, guruplar oluşturuldu. İnsanlar özel ve ticari işlerini buradan paylaşmaya başladılar. Kısacası herkesin kendine özel bir gazetesi olmuş oldu. Böylece 24 saatlik dilimden, facebook'la birlikte özel yaşantımızdan birkaç saatimiz daha gitti.

.....derken, bir de "iPhone" çıkardılar. Uzun bir süre direndim, almadım ama sonunda işlerimin takibi, gündemden haberdar olabilmek için dayanamadım ve almak zorunda kaldım.

TV, diziler, internet, msn, facebook....
İşte tüm bunlar ve daha fazlası şimdi iPhone'la girdi hayatımıza. 24 saat gözetim altındayız artık. Hani, Türkiye'nin başına gelen her olayı Amerka'dan (!) bilriz ya. Acaba bu da Amerika'nın bir oyunu mu? Kendi paramızla aldığımız iPhone sayesinde, uydudan kendimizi takip ettirmenin en kolay ve belki de ahmakça yolu bu olsa gerek.

Böylece 8 saatlik iş hayatımızın dışında 8 saatlik de TV ve internet dönemi başladı. İnternet ve TV vaktimizden hiç kısıtlama yapmazken, 8 saatlik uyku saatimizden çalarak araya gezme, yemek ve diğer işlerimizi sıkıştırmaya başlayınca da ne dostluk kalıyor, ne akraba ziyareti. Bunlar yetmiyormuş gibi hayatımıza giren iPhone sayesinde 24 saat internete bağlı yaşamaya başladık. Bazen geç yattığımda veya yolculuk sırasında gece yarısı 03.00'te birisine bir mail veya mesaj atsam, eğer iPhone'luysa anında cevap veriyor. Demek ki iPhone'u olanlar hiç uyumuyor veya telefon yastığının altında uyuyor. Yani kârı-koca arasında bile iPhone var artık.

Bir yere misafirliğe gittiğimde veya ziyarete gittiğimde de sürekli gelen maillere veya inetrnet üzerinden haberlere bakarken, gittiğim aile de rahatsız oluyor. "Geldiginden beri telefon elinden düşmüyor. Bırak da şu telefonu sohbet edelim" diyorlar. "Yaaa.. Ben bıraksam da o beni bırakmıyor" diyemiyorum. Bu teknolojiyi eve ya hiç sokmayacaksın, yada bu tür fırçaları yemeye hazır olacaksın.

TV, facebook ve iPhone...
İşte bu muhteşem üçlü (!), bu gidişle ailelerin arasını iyice açacak gibi. Çocuklar bile geceyarılarına kadar facebook'dan çıkmıyorlar. Dikkat edelim. Ailemizin birliğine zarar verecek hiçbir teknolojiyi aramıza sokmayalım. Gereğinden fazla hiçbirini kullanmayalım ve aile bağlarımızı güçlendiren dostlarımızı ihmal etmeyelim.
Hatta devlet yetkililerinden ricam, teknolojiyi kısıtlasınlar. Her çıkan yenilik ömrümüzden bir kaç saat çalıyor. Bu gidişle uyuyacak saatimiz kalmayacak. Facebook ve iPhone, tıpkı uyuşturucu satmak gibi yasaklanmalı. Yoksa hepimiz uyuşup gideceğiz.
Evet...Bu sayımızda sizlere internet ve TV'nin aile bağlarına ve çocuklarımıza verdiği zararlardan bahsetmeye çalıştım. Hepimizin ortak sorunu olan bunlara biraz az vakit ayırıp daha çok kitap ve gazete okuyalım. Dostlarımıza vakit ayıralım. Ben de dahil...

Bu yazi 1715 defa okundu.
<< Önceki || Sonraki >>


Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu yazıyı istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!
Yorum Yap
Tavsiye Et
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 3 / 3 )
Çözümü var
Sevgili Erdal Kardeşim,
daha önce de söylediğim gibi bilgisayarın kontrolünü www.mytrsoft.de adresinde görebileceğin MYTR Filter Pro programı sayesinde eline alabilirsin. Böylece hem süre kısıtlaması getirebilirsin, hem de internette neler yapıldığını sonradan seyredebilirsin. Benden hatırlatması...

Sevgiler

Arslan Serdar SERT
.........................
Tesekkürler Serdar Bey.
Aslına bu programı sen bana da vermistin ama kullanmasını öğretmedin. CD büroda duruyor. Yinede yardımın icin sagol ama bu benim degil, tüm toplumun sorunu. Saglıklı ve huzurlu bir yasam icin internetten uzak durmak lazım ama ınterbetsiz de artık hic bir is yapılmıyor ki !!!
Selamlar
Erdal Altuntas


Gön.: Misafir , 15:38   17 Ekim 2011
İphone
İphone\'den rahatsız isen gönderebilirsin bize :)
......................
Degerli yorumcu. ben kendim iphoneden kutulmaya calisirken, onu sana verip, sana da kötülük yapmak istemem. ben yandim, sen yanma, Vazgec bu sevdadan.
Erdal Altuntas


Gön.: Misafir , 00:56   15 Ağustos 2011
KATILIYORUM
cok doğru bir yaklaşım

Gön.: Misafir , 02:45   01 Ağustos 2011
Diğer Yazıları
 
Okunan:
Hafta / Bu Ay / Yıl
Son Yorumlar
En Çok Gönderilenler
Dünden Kalanlar

Untitled Document
» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » RSS  » Site Haritası
© 2010 Tüm haklari saklidir. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.